Fidan, ABD’nin İran’ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması yönündeki temel talebinde esnek olabileceğini belirterek, “Amerikalılar, açıkça belirlenen sınırlar içinde İran’ın uranyum zenginleştirmesini tolere etmeye istekli görünüyor. Bu olumlu bir gelişme” ifadelerini kullandı. Bakan, İran’ın da “gerçek bir anlaşma yapmak istediğini” ve 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadaki gibi zenginleştirme seviyelerine ve sıkı denetim rejimine uymaya hazır olduğunu düşündüğünü kaydetti.
Fidan, görüşmelerin kapsamını balistik füze programı ve silahlı gruplara desteği de içerecek şekilde genişletmenin riskli olabileceğini belirtti. “Onları zorlamaya çalışmak anlamsız. Eğer ABD tüm sorunları aynı anda ele almakta ısrar ederse nükleer dosya ilerleyemez ve sonuç, bölgede yeni bir savaş olabilir” uyarısında bulundu.
Türkiye’nin ve bölgedeki diğer ülkelerin, İran’ın füze kapasitesi ve silahlı gruplara desteğini ele almak için yaratıcı çözümler geliştirdiğini aktaran Fidan, bu çabaların yapıcı ve etkili bir rol oynayabileceğini söyledi. Bakan, “ABD’nin derin endişesi nükleer kapasite ile ilgili, ancak füzeler ve vekillerin etkisi bölgesel ve küresel etkileri sınırlı” dedi. Ayrıca İsrail’in bölgedeki askeri üstünlüğünü koruma hedefi açısından İran füzelerinin varlığının önemli bir sorun oluşturduğunu vurguladı.
Fidan, geçmişte 2015’teki nükleer anlaşmada bölgesel ortakların sürecin dışında bırakılmasının hatalı olduğunu hatırlatarak, “Herhangi bir anlaşmanın bölgesel ortaklarla ve güveni güçlendirici adımlarla eşleştirilmesi çok önemli. Bölgede ciddi bir güven açığı var ve bu boyutun ihmal edilmemesi gerekiyor” dedi.
Ekonomik zorlukların İran halkında hoşnutsuzluk yarattığını belirten Fidan, “Yaptırımların çözülmesi gerektiğini biliyorlar. Ancak rejim değişikliği beklemiyoruz. Hükümet organları ve bazı hedefler darbe alabilir, hasar görebilir; ancak rejim siyasi varlığını sürdürecek” değerlendirmesinde bulundu.
KAYNAK: AA




