Bilecik’te azmin adı Emine Uysal oldu. Henüz ilkokul sıralarındayken arkadaşları oyun oynarken el nakışı işleyen Uysal, çocukluk tutkusunu yıllar sonra dev bir işletmeye dönüştürdü. Kendi ayakları üzerinde durmak isteyen her kadına örnek olacak bu hikaye, on tane dantel yumağı bitirerek alınan ilk dikiş makinesiyle başladı.
“Eşim Dalga Geçti, Ben Azmettim”
Girişimcilik yolculuğuna çıkarken en yakınından bile destek göremeyen Emine Uysal, o zor günleri şu sözlerle anlatıyor:
“KOSGEB’e müracaat ederken eşim benimle dalga geçti, ‘Böyle bir şey olamaz, boşuna gidiyorsun’ dedi. Ama ben vazgeçmedim. Devletimizin kadın girişimcilere açtığı kapı sayesinde bugün kendi işimin patronuyum.”
Sandıktaki Miras Modern Dokunuşlarla Canlanıyor
Emine Uysal’ın işletmesini farklı kılan en önemli özellik, “nesli tükenmekte olan” el sanatlarını günümüze uyarlaması. Köylerden toplanan eski kanaviçe ve sargı işlerini büyük bir titizlikle kesip ütüleyen Uysal, bu değerleri yeni nesil salon takımlarına ve çeyizlere dönüştürüyor.
Emine Uysal’ın Başarı Tablosu:
-
Başlangıç: 1 Dikiş Makinesi ve evde üretim.
-
Mevcut Durum: 6 Gelişmiş makine ve büyük bir çeyiz mağazası.
-
Yatırım: Kazancıyla ikinci bir konsept iş yeri daha açtı.
-
Sosyal Etki: Çocuklarını iğne oyasıyla kazandığı parayla okuttu.

“Kadınlar İsteyince Başarır”
Mesleğini “iğne ucuyla kuyu kazmak” olarak tanımlayan Uysal, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hemcinslerine cesaret verdi: “Dükkan açamam, yapamam demeyin. Ben de başta korkuyordum ama insan isteyince her şeyi yapıyor. Ayaklarımın üzerinde durmak, kimseye muhtaç olmamak dünyanın en güzel duygusu.”







