Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dijitalleşmenin ve sosyal medyanın bir “hibrit savaş” aracına dönüştüğünü belirterek, Türkiye’nin siber egemenliğini korumak için yeni yasal düzenlemelerin yolda olduğunun sinyalini verdi.
“Çok Katmanlı Bir Meydan Okuma ile Karşı Karşıyayız”
Dijitalleşmenin sunduğu imkanların yanı sıra algoritmalar üzerinden toplumsal algıların kolayca manipüle edilebildiğine dikkat çeken Duran, devletin siber egemenliğine sahip çıkması gerektiğini vurguladı:
“Her ülke artık siber alanı bir egemenlik alanı olarak görüyor ve buna dair tedbirler alıyor. Türkiye’de de yapılacak yasal düzenlemelerle bu egemenliğe sahip çıkmak durumundayız. Çocuklarımızı korumaktan stratejik imkanlarımızı korumaya kadar çok yönlü, çok katmanlı bir meydan okumanın karşısındayız. Buna acil tedbirler alınması gerekiyor.”
Medya Tarihine “Vesayet” Eleştirisi
Duran, Türkiye’nin medya geçmişine de değinerek, geçmişteki “batıcı zihinle tasarlanmış” medya yapısının darbe ve vesayet dönemlerindeki tutumunu eleştirdi. 28 Şubat, Menderes’in yargılanması ve 15 Temmuz gibi kritik eşiklerde medyanın bazen bir “operasyon aparatı” haline getirildiğini hatırlatan Duran, 2002’den sonra medyanın daha çoğulcu bir yapıya kavuştuğunu ifade etti.
“Amacımız Bölgesel ve Küresel Barışa Katkı”
İletişim Başkanlığı’nın “Stratejik İletişim” perspektifiyle hareket ettiğini belirten Duran, temel hedeflerini şu sözlerle özetledi:
-
Türkiye’yi iç barışını sağlamış, kısır tartışmalardan kurtulmuş bir güç olarak konumlandırmak.
-
Savunma sanayisi ve teknoloji imkanlarını “kazan-kazan” anlayışıyla paylaşan bir Türkiye hikayesi anlatmak.
-
Küresel politikada söz sahibi, istikrarlı bir ülke olarak barışa ve ekonomik iş birliğine katkı sunmak.
“Dezenformasyonla Mücadele Ahlaki Bir Görevdir”
Programda söz alan İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı Kemal Özden ise yapay zeka ile üretilen sentetik içeriklerin gerçeği ayırt etmeyi imkansız kıldığını söyledi. Özden, dezenformasyonla mücadelenin sadece devletin değil, aileden sivil topluma kadar herkesin “ahlaki sorumluluğu” olduğunu vurguladı.




