İstanbul’da Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, son yılların en büyük dijital tehditlerinden biri olan “kısa video çılgınlığı” hakkında hayati açıklamalarda bulundu. Özellikle çocukların saatlerce ekran başında kalarak tükettiği bu içerikler, masum bir eğlence olmaktan çıkıp ciddi bir bağımlılık sarmalına dönüşüyor.
Sürekli Kaydırma Alışkanlığı Dikkat Süresini Bitiriyor
Hızlı, sürekli değişen ve beyni anlık olarak uyaran kısa videolar (reels, shorts vb.), çocukların bilişsel gelişimini doğrudan etkiliyor. Kudu’ya göre, bu içerikler çocukların odaklanma becerisini zayıflatırken, beynin ödül sistemini (dopamin) bozarak sürekli bir “sonraki videoyu görme” ihtiyacı doğuruyor.
13 Yaş Sınırı Yeterli mi?
Sosyal medya platformlarındaki 13 yaş sınırının kağıt üzerinde kaldığını belirten Kudu, çocukların ebeveyn hesapları veya yaşlarını büyüterek bu mecralara ulaştığını vurguladı.
“Çocuklardan tek başlarına güçlü bir irade sergilemelerini beklememeliyiz. Onlar ‘Burada durmalıyım’ demezler, aksine ‘Bir tane daha’ derler. Bu noktada denetim ve ebeveyn desteği hayati önem taşıyor.”
Ebeveynlere Altın Değerinde Tavsiyeler
Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, dijital dünyada çocukları korumanın yolunun yasaklardan değil, doğru iletişimden geçtiğini belirtti:
-
Yargılamak Yerine Anlamaya Çalışın: “Yine mi telefon?” demek yerine, “Bu içerikte seni etkileyen ne oldu?” diye sorarak duygusal bağ kurun.
-
Rol Model Olun: Çocukların dijital alışkanlıklarını değiştirmek için önce ebeveynlerin kendi ekran sürelerini kontrol etmesi gerekiyor.
-
Kısıtlı Mod Kullanın: Uygulamalardaki ebeveyn kontrol özelliklerini ve kısıtlı modları mutlaka aktif hale getirin.
-
Duygusal Kaçışa İzin Vermeyin: Çocuklar sıkıldığında veya öfkelendiğinde direkt ekrana yönlendirilirse, duygusal zeka gelişimleri olumsuz etkilenir.




