İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Necmeddin Bilal Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı’nda Aile” temalı öğrenci çalıştayı rapor lansmanında, aile kurumunun zayıflaması ve nüfus artış hızının düşmesi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
2100 Yılı Projeksiyonu: 55 Milyon Tehlikesi
Erdoğan, nüfus verilerine dair “kötümser” olarak adlandırılan senaryoların aslında en muhtemel sonuçlar olduğunu ifade etti:
-
Realist Senaryo: “Kötümser senaryo bizi 2100 yılında 55 milyona taşıyor ama aslında bu en realist senaryo. Durum vahim.”
-
Zihniyet Dönüşümü: “Ekonomik teşvikler bu işin sadece tamamlayıcısı olabilir. Asıl mesele zihniyet dönüşümüdür.”
“Ekonomi Değil, İmkanlar Arttıkça Çocuk Sayısı Azalıyor”
Çocuk sahibi olma oranlarının ekonomik durumla doğru orantılı olduğu yönündeki yaygın kanıya karşı çıkan Erdoğan, eldeki verilerin aksini gösterdiğini belirtti:
-
Fakirlik ve Nüfus: Türkiye’nin daha kısıtlı imkanlara sahip olduğu dönemlerde ve bölgelerde çocuk sayısının daha fazla olduğunu hatırlattı.
-
Zenginleşme Etkisi: “İnsanlar zenginleştikçe ve imkanları genişledikçe daha az çocuk sahibi oluyor. Bu, ekonomik nedenlerin tek başına belirleyici olmadığını kanıtlıyor.”
Sosyal Baskı ve “Eğitimli Kadın” Paradoksu
Aile kurumu üzerindeki toplumsal bakış açısını eleştiren Erdoğan, çok çocuklu ailelerin modern dünyada marjinalleştirildiğini savundu:
“Eğitimli bir hanımefendi ‘7 çocuğum var’ dese, ona ‘cahil’ gözüyle bakılıyor. Sorun buradan başlıyor. Çocuk sahibi olmayı, hayatın merkezine koyan bir anlamlandırmaya ihtiyacımız var.”
Evcil Hayvan ve Sosyalleşme Eleştirisi
Geleneksel aile yapısındaki “torun sevme” motivasyonunun yerini başka unsurların aldığını belirten Erdoğan, günümüzdeki değişimi şu sözlerle özetledi: “Eskiden dedeler, nineler sevsin diye çocuk yapılırdı. Şimdi o duygusal boşluğu kedilerle, köpeklerle karşılamaya çalışıyorlar.”
Rektör Atilla Arkan: “Dayanışma Ağları Güçlü Olanlar Ayakta Kalacak”
Programda söz alan İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan ise, küresel rekabet çağında manevi ve sosyal dayanışma ağlarının (aile) stratejik önemine değindi. Arkan, öğrencilerin bu çalıştayda sadece sorunları tespit etmekle kalmayıp, uygulanabilir çözüm politikaları da ürettiklerini vurguladı.




