27 Nisan 2007 tarihinde saatler 23.20’yi gösterdiğinde, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan “laiklik” temalı açıklama, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattı. Kamuoyunda “E-muhtıra” olarak adlandırılan bu bildiri, doğrudan Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini hedef alıyordu.
“Sözde Değil Özde” Tartışması
Süreç, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 12 Nisan’daki “Atatürkçülüğe sözde değil, özde bağlı bir Cumhurbaşkanı” profili çizmesiyle ısındı. AK Parti’nin Abdullah Gül’ü aday göstermesi üzerine yayınlanan gece yarısı bildirisinde, TSK’nın yasalarla kendine düşen görevleri kullanmaktan çekinmeyeceği vurgulandı.
Hükümetin Tarihi Yanıtı ve 367 Krizi
Önceki askeri müdahalelerin aksine, dönemin hükümeti bu bildiriye karşı geri adım atmadı. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Genelkurmay Başkanı’nın Başbakan’a bağlı olduğunu hatırlatarak tarihi bir duruş sergiledi. Meclis’teki 367 krizi ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrası Türkiye erken seçime gitti.
Halkın Kararı: Cumhurbaşkanını Millet Seçsin
27 Nisan süreci, Türkiye’de köklü bir sistem değişikliğinin de kapısını araladı. Askeri müdahale girişimlerini engellemek adına yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nın doğrudan halk tarafından seçilmesi kabul edildi. Referandumda %68 oy oranıyla kabul edilen bu karar, vesayet odaklarına karşı demokrasinin en büyük zaferlerinden biri olarak tarihe geçti.
Bakanlardan 27 Nisan Mesajları: “Vesayet Odaklarına Geçit Yok”
Sürecin 19. yılında devletin zirvesinden milli irade vurgusu içeren sert açıklamalar geldi:
-
Adalet Bakanı Akın Gürlek: “27 Nisan E-muhtırası, seçilmiş hükümeti hedef alan ve doğrudan milletimizin egemenlik hakkına karşı bir müdahale girişimiydi. Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşu bu girişimi boşa çıkardı. Türkiye artık rotası bildirilerle çizilen değil, iradesini sandıkta ortaya koyan bir hukuk devletidir.”
-
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: “Bir zamanlar bu ülkede siyaset e-muhtıralarla yönlendirilmek istendi. Ancak aziz milletimiz bu dayatmaya rıza göstermedi. Bugün artık ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu konuşan, kendi hedeflerini kendi belirleyen güçlü bir Türkiye’ye ulaştık.”
-
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: “27 Nisan girişimi, demokratik meşruiyeti yok sayan bir vesayet teşebbüsü olarak tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Türkiye’nin istikameti milletin iradesidir; bu irade ne tartışmaya açıktır ne de herhangi bir odağın müdahalesine bırakılabilir.”
-
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala: “Bu kararlı duruşla muhtıra tarihin çöplüğüne atılmış, millet iradesi devlet idaresine hakim olmuştur. Bugün elde ettiğimiz başarıların temelinde o gün ortaya konulan güçlü irade yatmaktadır.”




