Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile SETA tarafından düzenlenen “NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” konferansında konuştu.
NATO’nun Soğuk Savaş döneminde kolektif savunma amacıyla kurulduğunu hatırlatan Duran, ittifakın zamanla değişen küresel koşullara uyum sağladığını ve bugün yeniden bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Uluslararası sistemde çok boyutlu krizlerin aynı anda yaşandığını belirten Duran, bunun geçici değil yapısal bir değişim sürecine işaret ettiğini söyledi.
Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa güvenliği açısından büyük bir kırılma yarattığını dile getiren Duran, Donald Trump döneminde ABD’nin NATO’ya yönelik yaklaşımının da ittifak içinde yeni tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu gelişmelerin Avrupa ülkelerini savunma politikalarını yeniden gözden geçirmeye yönelttiğini kaydetti.
Duran, NATO’nun mevcut şartlar altında dayanıklılık, caydırıcılık ve kriz yönetimini merkeze alan bütüncül bir strateji benimsemesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte önemli bir rol oynadığını vurguladı. Türkiye’nin 360 derece güvenlik perspektifiyle askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik tehditleri birlikte ele aldığını ve bu yönüyle NATO üyelerine örnek teşkil ettiğini söyledi.
Türkiye’nin jeopolitik konumu sayesinde Orta Doğu, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de kritik bir aktör olduğunu belirten Duran, ülkenin son 20 yılda Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hem bölgesel hem de küresel ölçekte etkili bir güç haline geldiğini ifade etti.
Türkiye’nin uluslararası krizlerde aktif rol üstlendiğini hatırlatan Duran; Rusya-Ukrayna savaşı, Karabağ süreci, Suriye iç savaşı ve Afrika Boynuzu’ndaki gerilimlerde diplomatik girişimlerle çözüm üretildiğini söyledi. Özellikle tahıl koridoru anlaşmasının küresel gıda krizini önlediğine dikkat çekti.
ABD ile İran arasındaki gerilimde de Türkiye’nin yoğun diplomasi yürüttüğünü belirten Duran, birçok ülke ile temas kurularak savaşın yayılmasının önlenmeye çalışıldığını ifade etti. Bu süreçte Pakistan, Katar, Mısır, Suudi Arabistan ve Avrupa ülkeleriyle temasların sürdürüldüğünü dile getirdi.
Duran ayrıca, Birleşmiş Milletler gibi kurumların mevcut krizlerde etkisiz kaldığını belirterek, NATO’nun bu boşluğu doldurabilecek kapasitede olması gerektiğini söyledi.
İletişim alanının da modern savaşların bir parçası haline geldiğini vurgulayan Duran, dezenformasyon, yapay zekâ destekli içerikler ve algı yönetimi gibi unsurların güvenlik politikalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. NATO’nun da bu kapsamda stratejik iletişim kapasitesini artırması gerektiğini belirtti.
Son olarak NATO Zirvesi’nin Ankara’da düzenlenecek olmasının önemine değinen Duran, Türkiye’nin küresel güvenlik mimarisindeki rolünün giderek arttığını ve ittifakın geleceği açısından kritik bir konumda bulunduğunu sözlerine ekledi.
KAYNAK: AA




