Kültöbe Yazıtı Oğuz tarihine ışık tuttu: Yazı dili sanılandan çok daha eski
-
ya da 10. yüzyıla tarihlendirilen Kültöbe Yazıtı, Türkistan coğrafyasında Oğuz tarihine dair bilinen birçok kabulü yeniden tartışmaya açtı. Yeni bulgu, Oğuz Türklerinin İslamiyet öncesi dönemde ve Arap alfabesine geçmeden çok önce kendi dillerini yazı dili olarak kullandığını ortaya koyuyor.
Bugüne kadar Oğuzcanın yazı dili haline gelmesinin 13. yüzyılda Arap alfabesiyle başladığı düşünülüyordu. Ancak Kültöbe Yazıtı, bu görüşün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteren güçlü arkeolojik kanıtlardan biri olarak öne çıkıyor.
Bilim dünyasına duyuruldu
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç, Kazakistan’da tespit edilen yazıtla ilgili bilimsel makalesinin yayımlandığını kamuoyuyla paylaştı. Erkoç, çalışmanın Oğuz tarihine dair önemli bir boşluğu doldurduğunu vurguladı.
Yazıt, Kazakistan’ın Türkistan şehri yakınlarındaki Orañğay köyünde bulunan Kültöbe (Kül Tepe) yerleşiminde ortaya çıktı. 9–10. yüzyıllara tarihlendirilen bu buluntu, Oğuzlara ait olduğu düşünülen nadir yazılı belgeler arasında yer alıyor.
Bir köy okulundaki müzede fark edildi
Araştırmacıların 2025 yılının Ağustos ayında gerçekleştirdiği saha çalışması sırasında, Orañğay köyündeki Muhtar Auezov Ortaokulunun arka bahçesinde yer alan küçük bir okul müzesi ziyaret edildi. Bu ziyaret sırasında, üzerinde herhangi bir bilgi etiketi bulunmayan kireçtaşı bir blok dikkat çekti.
Okulun tarih öğretmeninden alınan bilgilere göre taş, 1990’lı yıllarda Kültöbe ören yerinde yapılan izinsiz bir kazı sırasında bulunmuş ve öğrenciler tarafından okula getirilmişti. Taş üzerinde daha önce herhangi bir akademik çalışma yapılmadığı belirlendi.
Göktürk alfabesiyle yazılmış tek satırlık metin
Yaklaşık 25×25 santimetre ölçülerindeki kireçtaşı blok üzerinde yapılan incelemeler, yazıtın Göktürk (Türk Runik) alfabesiyle yazıldığını ortaya koydu. Yazıt tek satırdan ve yedi harften oluşuyor.
Harflerin bir kısmının alışılmadık biçimlerde yazılması okumayı zorlaştırsa da, araştırmacılar yazının “kazar kan kul” şeklinde okunabileceği görüşünde birleşiyor. Bu ifadenin “Hazar Hanı’nın kulu” ya da “Hazar Hanı’na bağlı asker” anlamına gelebileceği belirtiliyor.
Tarihsel bağlam okumayı destekliyor
Yazıtın bulunduğu bölge, 9. ve 10. yüzyıllarda Oğuz Yabguluğu sınırları içerisinde yer alıyordu. Aynı dönemde Hazar Kağanlığı, Oğuzların batı komşusuydu. Tarihsel kaynaklarda Hazar hükümdarlarının “kağan” ya da “han” unvanını kullandığı biliniyor. Bu durum, yazıttaki ifadenin tarihsel bağlamla uyumlu olduğunu gösteriyor.
Oğuzlar yazı kullanıyordu
Kültöbe Yazıtı’nın asıl önemi, taşıdığı mesajdan çok varlığının kendisi olarak değerlendiriliyor. Bu buluntu, Oğuz Türklerinin yalnızca sözlü geleneğe sahip göçebe topluluklar olduğu yönündeki yaygın algıyı sorgulatıyor.
Yazıt, Oğuzların İslamiyet öncesinde ve 13. yüzyıldan yüzyıllar önce, kendi dillerini Türk yazısıyla taşa kazıdıklarını ortaya koyuyor. Bu durum, erken dönem Oğuzlarının yazı kültürüyle olan bağlarını güçlendiren önemli bir kanıt olarak kabul ediliyor.
Yazıt altındaki gizemli sembol
Yazıtın hemen altında yer alan ve üç dalgalı çizgiden oluşan sembol ise araştırmacılar için ayrı bir merak konusu. Bu işaretin bir boy damgası olabileceği düşünülüyor. Bazı yönleriyle Üysin boyunun damgasına benzese de, tarihsel uyumsuzluklar nedeniyle kesin bir sonuca varılamıyor.
Yerel halk arasında bu sembolün “yılan” figürü olduğu ve Kayı boyunu temsil ettiği yönünde inanışlar bulunsa da, Kayı damgasının bilinen biçimiyle örtüşmemesi bu görüşü zayıflatıyor. Araştırmacılar, sembolün yazıtın bulunduğu yerleşimin yanından geçen akarsuya işaret eden basit bir simge olabileceği ihtimali üzerinde de duruyor.
Türk tarihi açısından yeni bir kapı aralanıyor
Kültöbe Yazıtı, Oğuzların erken dönem tarihine dair yazılı kaynak eksikliğini kısmen de olsa giderebilecek nitelikte görülüyor. Bu keşif, Türk tarihi ve Türkoloji çalışmaları açısından yeni araştırmaların önünü açabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.




