ABD yönetiminin, görüşme yeri (İstanbul) ve formatı konusundaki değişiklik taleplerini reddederek “Ya bu şartlarla ya da hiç” mesajını göndermesine İran’dan yanıt gecikmedi. Tahran, ABD’nin bu tutumunu “ciddiyetsizlik” ve “sertlik yanlısı çevrelerin etkisi” olarak nitelendirdi.
“Baskılara Boyun Eğmeyeceğiz”
Katar ve Lübnan basınına konuşan üst düzey İranlı yetkililer, müzakere masasının sınırlarını çizdi:
-
Kapsam Sınırı: “Nükleer dosya dışındaki hiçbir konuda müzakereyi kabul etmeyeceğiz. Müzakere çerçevesinin değiştirilmesine yönelik baskılara boyun eğmeyeceğiz.”
-
ABD’ye Ciddiyet Eleştirisi: “ABD’liler her an kendi söylediklerini değiştiriyor. Diplomasi kararlılık gerektirir. İsrail’e bağlı savaş yanlısı çevrelerin etkisiyle sürekli tutum değiştirmekle sonuç alınmaz.”
-
Sızdırma Tepkisi: İranlı kaynaklar, ABD’nin müzakere detaylarını basına sızdırmasını sürecin sabote edilmesi olarak yorumladı.
Sahada Gerilim: “ABD Askerleri Meşru Hedef”
Diplomatik tıkanıklık devam ederken, İran basınında yer alan ve Devrim Muhafızları Ordusu’na dayandırılan haberler gerilimi askeri boyuta taşıdı. Haberde, bölgedeki ABD askerlerinin İran için meşru hedef olacağı ifadesi yer aldı. Bu durum, Haziran 2025’teki çatışmalardan sonra bölgedeki tansiyonun yeniden en üst seviyeye çıkabileceği endişesini doğurdu.
Anlaşmazlığın Temelinde Ne Var?
Müzakerelerin kilitlenmesine neden olan temel farklar şunlar:
-
Yer ve Katılımcı: ABD görüşmenin Türkiye’de ve gözlemci ülkelerin katılımıyla yapılmasını isterken; İran, Umman’da ve daha dar kapsamlı (veya dolaylı) bir formatı tercih ediyor.
-
İçerik: ABD; nükleer programın yanı sıra balistik füzeleri ve vekil güçleri de masaya getirmek istiyor. İran ise sadece nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasını kabul ediyor.
ABD tarafı “hızlı bir anlaşma” olmazsa “başka seçeneklere” yöneleceğini belirtirken, Tahran’ın son açıklamaları masanın kurulmasının şu aşamada oldukça zor olduğunu gösteriyor.




