Ankara’nın Etimesgut ilçesinde geçen yıl 15 Mart’ta meydana gelen ve Şeyma Gökçe’nin ölümüyle sonuçlanan davanın karar duruşması Ankara Batı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran davada, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan sanık Hüseyin U. özgürlüğüne kavuştu.
Olay Gecesi Neler Yaşandı?
İddianameye yansıyan bilgilere göre; olay günü polis, kapı açılmayınca eve çilingir yardımıyla girdi. Sanık Hüseyin U. yatakta uyur vaziyette bulunurken, yapılan incelemelerde evde boğuşma izleri, cam kırıkları ve kan lekeleri tespit edildi. Sanık, Şeyma Gökçe ile tartıştıklarını ancak ilaç alıp uyuduğu için düşme anından haberi olmadığını iddia etmişti.

İddianamedeki Şüpheler: “Uyuşturucu Verilip Atıldı”
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede sanık aleyhine çarpıcı iddialar yer almıştı:
-
Direnç Düşürme: Sanığın Gökçe’ye uyuşturucu madde vererek direncini kırdığı,
-
Mutfak Camından Atma: Yaklaşık 40 metre yükseklikten maktulü aşağı attığı öne sürülmüştü.
-
Otopsi Çelişkisi: Camların Gökçe’nin krizi sırasında kırıldığı iddiasının, maktulün kollarında kesi olmaması nedeniyle otopsi raporuyla örtüşmediği vurgulanmıştı.
Ailenin İsyanı: “Pencerede Parmak İzi Yok”
Duruşmada söz alan acılı aile, kızlarının intihar etmediğini savundu.
-
Baba Mithat Gökçe: “Evladımın pencerede hiç parmak izi yok. Uçarak atlayacak hali yok ya!”
-
Anne Günnur Çağlar: “Kızım bana hiçbir not yazmamış. En son benimle mesajlaştı, kesinlikle intihar değil.”
Mahkemenin Beraat Gerekçesi
Duruşma savcısı, mütalaasında maktulün parmak izinin pencerede bulunmamasını ve aralarındaki gönül ilişkisini değerlendirerek, “kasten öldürme” suçuna dair yeterli ve somut delil elde edilemediğini belirtti. Mahkeme heyeti de bu mütalaaya uyarak sanık Hüseyin U.’nun beraatine ve tahliyesine karar verdi.




