Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul’da düzenlenen Muslim Impact Forum 2026’da yaptığı konuşmada, dünyanın derin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ve mevcut tablonun geçmişe kıyasla çok daha kritik bir aşamaya ulaştığını ifade etti.
Uluslararası sistemde savaşlar, krizler ve kurumlara olan güven kaybının arttığına dikkat çeken Duran, “Gerçekten bir dönüm noktasından geçiyoruz. Ancak küresel sistemin geleceğine dair net bir vizyon ortaya konulamıyor” dedi. Büyük güçlerin sorumluluk almaktan kaçındığını ve mevcut düzenin kurucularının dahi sistemi zayıflatan aktörlere dönüştüğünü belirtti.
İletişim alanındaki dönüşüme de vurgu yapan Duran, içinde bulunulan dönemin artık yalnızca bir “iletişim çağı” değil, bir “anlatı çağı” olduğunu söyledi. Marshall McLuhan’ın “küresel köy” kavramının bugün somut bir gerçekliğe dönüştüğünü belirten Duran, mesajların saniyeler içinde dünyaya yayıldığını ifade etti.
Bu hızlı iletişim ortamının beraberinde ciddi riskler getirdiğini vurgulayan Duran, dezenformasyon, manipülasyon ve sahte içeriklerin giderek arttığını belirterek, “Artık savaşlar yalnızca sahada değil, ekranlarda ve algılar üzerinden yürütülüyor. Sahte videolar ve propaganda ağları yeni cephe hatlarını oluşturuyor” diye konuştu.
Doğru ve güvenilir bilgiye dayalı bir enformasyon ekosistemi kurmayı öncelik olarak gördüklerini ifade eden Duran, stratejik iletişimin günümüzde çatışmaların ayrılmaz bir parçası haline geldiğini dile getirdi.
Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin bu alanda güçlü bir kapasite geliştirmeye çalıştığını belirten Duran, Türkiye’nin birçok uluslararası krizde arabulucu ve dengeleyici rol üstlendiğini söyledi. Irak, Suriye, Kafkasya ve Ukrayna gibi krizleri örnek gösteren Duran, Türkiye’nin erken uyarı ve çözüm üretme kabiliyetine dikkat çekti.
Küresel sistemdeki adaletsizliğe de değinen Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” söyleminin bu yapıya yönelik bir itiraz olduğunu vurguladı.
Konuşmasında Edward Said’in çalışmalarına da değinen Duran, Batı merkezli anlatıların İslam dünyasını uzun yıllar boyunca tek taraflı bir bakış açısıyla şekillendirdiğini ifade etti. Bu durumun, kimin söz hakkına sahip olduğunu belirleyen bir güç ilişkisi yarattığını söyledi.
Müslüman toplumların artık kendi anlatılarını oluşturması gerektiğini vurgulayan Duran, “Norm koyucu hale gelmeli, kendi hikayemizi kendimiz anlatmalıyız. Aksi halde başkaları bizim yerimize konuşmaya devam eder” dedi.
Dijital okuryazarlığın önemine de değinen Duran, dezenformasyonla mücadelede doğrulama mekanizmaları ve bağımsız iletişim yapılarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akademisyenler, medya ve sivil toplumun da bu sürecin önemli aktörleri olduğunu belirtti.
Konuşmasını, İslam dünyasında daha güçlü bir iş birliği ve ortak anlatı oluşturulması temennisiyle tamamlayan Duran, bu sürecin yalnızca bölge için değil, tüm insanlık için önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.




